MERHABA UMUT

Merhaba sessizliği, büyük haykırışa dönüştüren yoldaşım. MERHABA…

Kimi anlar vardır ki; derin sessizliklerden sonra büyük haykırışları doğurur. Seninki de bunun gibiydi. Her doğan gün ile umudu sen güçlendirdin. Sendin umut tohumunu eken. Onun tomurcuğunu patlatan, onu filizlendirip büyüten. Umut seninle güçlendi, seninle büyüdü. Çünkü sendin UMUT. Sendin sıcak bir merhaba ile gülümseyişini hiç yitirmeyen ve yüreğimizde umudun sembolü ile yer edinen.

Umudumuzun bitmediğini yaptığın eylemle düşmanımıza bir kez daha gösterdin. Senin yaptığın eylem, herkeste bir umut yarattı.

Bu umuda yağmur

usul usul yağdı

Döküldükçe damlalar

sabırla büyüyor yapraklar

Büyüyor bereketli yağmurun

koynunda beslediği umut ağacı

Gün geçtikçe doğruluyor gövdesi

çatlatıyor kökü toprağın göğsünü

Ve haykırıyor UMUT diye

Salıveriyor kökleri kendini toprağa

Sıkı sıkı kucaklıyor

hiç bırakmamacasına

Bir umut ağacı olup

rengini veriyor tabiata

Umut diyorum sana

Çünkü bu sefer

daha sıkı kucakladın toprağını

Çünkü sen toprağına göreydin

Gerçeğinden uzak değildin

Bu sefer bambaşkaydı

Diyorum işte

bir sevdaydı seninkisi

 

Uğruna savaş verdiğin gözünü kırpmadan ölüme yürüdüğün, eşi benzeri olmayan bir tutkuydu. Dahası aşktı.

Şimdilerde yazılar seni anlatır ve sende son bulur. Herkes seni anlatır yeni doğan nesillere. Anlatılmak, unutulmamak ve ölümsüzleşmek, destan olup yarınların dilinde büyümek... Ama yine de hep gerçek kalmaktı emelin. Soluduğun her anı, bunun için yaşadın. Bu yolun gizemini keşfetmek için her seferinde amacına biraz daha yaklaştığını hissederek yürüdün. İsminin takipçisi oldun. Ve adın gibi yaşadın bütün anları ve zamanı. Pişmanlığı yaşamadan atıldın yeni maceralara. Her seferinde yeniler peşinde koştun, soluk almadan. Çünkü tatmıştın yorgunluğun tadını. Emeğin inceliğini yakalamıştın diğer yoldaşların gibi. Özgürlük halayının öncülerinden biri de sen oldun. Sen ne ilk ne son olacaksın. Unutulmayacaksın. Yazılmayan tarihimiz ak sayfalara kanla yazıldı. İşte bunun için diyorum. Unutulmaz, unutulamaz, unutulmayacak ta!

Daha bir iddia ve kararlılıkla yürünülecek bu yolda. Tam bitirdik dedikleri anda büyük bir bitişle karşı karşıya kalacaklar. Yapamayacakları bir şey varsa; o da bitiremeyecekleri umudumuzdur. Çünkü bir ağaçtı ve kökleri derinliklerdeydi. Bunu bitirebilirler miydi? Bitiremezlerdi, bitiremediler, bitiremeyecekler.

Bitiremediler çünkü umut, Erdal arkadaş oldu. Yolumuza ışık oldu.

Her şeyi aynılaştıran, karanlığa inat aydınlattı yolumuzu. Her bir aydınlanış büyük çıkışlara neden oldu.

SELAM OLSUN ERDAL YOLDAŞ SANA.

YOLUMUZUN ÖNCÜSÜ OLDUN.

mücadele arkadaşı

 


 

GÖKYÜZÜNÜN MAVİLİĞİNDEKİ ÖZGÜRLÜK

  Vurulduk acımasızca kadın, yaşlı, çocuk demeden. Onurumuzu kırmak için yeri geldi dedelerimiz askerliğe zorla alındı.  Tir tir titreyen elleri, dudağı ve sesiyle “ne istiyorsunuz benden?” diye feryat ediyordu dede, gözleri korku dolu ve yalvarırcasına. 12 yaşındaki Uğurumuzu 13 mermi ile toprağa düşürdüler. Adları Zilan, Ronahi, Welat olduğu için bölücü diye düşman ilan edildiler. Amed’in asi çocukları görüyorlardı anaların acılı gözyaşlarını. Bundandı meydanda olmaları. Onları da delik deşik bedenleriyle toprağa ve yüreklerimize aldık. Bunları görmeyen gözler kör değil midir? Kabul edenler de onursuz değil midir?

  İntikam gününün sabırsızlığında, özgür ve onurlu bir yaşam için başkaldırıp anamız olan dağların kucağına attık kendimizi. Yüzlerinden gülücükleri, beyinlerinden kavgayı ve yüreklerinden sevgiyi eksik etmeyenler, intikam an’ı geldiğinde, bombalarla süsleyip bedenlerini gökyüzünün maviliğine uçurdular. Özgürce yaşamak ve yaşatmak için ölmek...

O da, yaşamı anlamlı yaşama sözünde olanlardandı. Kuru ekmeği bile büyük bir iştahla yerdi. Yemeğin en iyisini yapma çabasındaydı. Yoldaşlarıyla anlamlı ve derin tartışmalarıyla bilinirdi. Yaşama büyük ciddiyetle yaklaşırdı. Onun için büyük küçük görev yoktu. Her görev başarıyla sonlandırılmalıydı. Yeri geldi tereddüt etmeden yaşamı kadar anlamlı bir eyleme sahip oldu.

Evet, özgür yaşama sevdalı yoldaşım. Yaşamı sevmeseydin anlamlı kılma çabasında bu kadar heyecanlı olur muydun ve bu kadar zevk alır mıydın bu çabadan? 

Ne mutlu bize ki yoldaşınız olabildik.

 

mücadele arkadaşı

 


 

YAŞADIKÇA ÇOĞALDIK UMUDA KÖK SALDIK

Bilinçle yoğrulmuş bir hareketin, sonsuzluk içerisinde her günü bir tarihin altına imza atmıştır. Zaman tarih içerisinde yaşanılanlara tanıklık etmiş, yaşanılanları bir bir destanlar gibi dilden dile mısralaştırmış sbelleklerde unutulmayan, anılar hatıralarda kalan, yaşamaya umut salan bir kök gibi sürekli büyümüş ve gelişmiştir.

Seyit Rızaların perspektifleriyle çıktık yola. Dersim dağlarının asi çocuğu Munzur gibi hem yumuşak hem keskin havası kadar hem ferahlatıcı hem boğucu dağları bir ana kucağı gibi sıcak ve geniş isyanların çiçekleri saklıdır bağrında, bağlıdırsadakatince.

 Öyle bir sadakattir ki, ölümüne bağlı, cehennem ateşinde yansak dahi. Yaşamın kanunları böyle yazılır işte. Zorulkları aşarak yaratılır güzellikler yaşatıldıkça  elde edilir var oluşlar. Biz varız demenin adını.

Evet, inkarın ve imhanın en keskin dayatıldığı yokedilme, sindirilme, politikalarıyla karşı karşıya kaldığımız bir süreçte insanoğlunun bu kadar düşürülmüş, kirletilmiş bir dünyada onurundan sbaşka koruyacağı ne olabilir ki elinde.  Direnişleriyle düşmana cevap olmuş, en dağıldılar, bittiler dedikleri bir anda mücadelemizin geldiği düzeyi bütün keskinliğiyle ortaya koymuşlardır. Biz de her şahadet  güçlü çıkışların başarı kaynağı olmutur. Bu öyle bir kaynak ki damla damla çoğaldı sel oldu, nehir oldu, yatakları o kadar genişledi ki o kadar hızlı bir akışa sahip ki, durdurmak ya da setler örmek mümkün değil. Çünkü bu yatağın çıkış kaynağında Agit yoldaşın iki takım gerilla arkadaşla önderliğin perspktifi dahilinde yoktan var ettiler. İğne ucu ile kuyu kazdılar, damlayarak çoğaldılar.

Mücadele Arkadaşı

 


 

YASA DURMUŞTU DAĞLAR

Dağlar beşiklik etmiştir

Kürdün direnen özüne

Dağlar anasıdır, yoldaşıdır arkadaşıdır

Kürdün

Dağlarla anlam bulur kürdün

Sevgileri, özgürlük aşkları

Yüreğin dağlarda

Dağlar ise gülümseyen yüreğinde

Tutulmuştur bir kez yüreğin dağlara

Elden ne gelir ki

Sürgündür dağlardan alı koymak seni

Tanımasak da seni resimlerde gördük

Bahar gözleri, gül yüzün

Yüzünde herkese yetecek kadar

Esmer gülücükler kalmıştı

Radyoda duymuştum talihsiz ve zamansız

Toprak anay gidişini

Şahadetin öfkelendirmişti dağları

Bir kez daha isyan etti dağlar

Kötüledi

Lanetledi

Sevgisiz yürekleri

Gösteriş meraklılarını

Sen AGİT’İN HAKİKATİ

Sen İNSANLIĞIN ŞELALESİ

İşte bundandır ki,

Yasa durmuştu dağlar

Yasa bürünmüştü sevgileri

Dağlar suskun,

Dağlar küskün

Dağlar seni anlatıyor

Büyük komutan Erdal arkadaş

Bedenini toprak naya, fedai ruhunu en yüce dağlara emanet ederken, şahadetin önünde milyon kez saygıyla eğiliyoruz.

 

Mücadele Arkadaşı

 


 

ÖZGÜRLÜĞE YOLCULUK

Dağlar özgürlüğü simgeler, sonsuzluğu barındırır içinde. Bağlıdır, ferahlatır havasıyla. Yaşamı anlatır insana. Tattırır bütün güzelliğiyle  rehber olur, insanı insana anlatır bütün güzelliğiyle.  Doğasında var zoru yaşamanın kanunları zrlukları aşarak öğretir özgürlüğün amansızlığını

Bütün cazibesiyle çecidir. Çünkü bütün yaşamlara alternatiftir dağlar.

Evet, Erdal ve Mahir yoldaşlar da yaşamın amaszılığını burada buldular.  Bağlılığın inancın, sadakatini öğrendiler öğrettiler. Gülü dikeniyle sevmesini öğrendiler. Gül bahçesinde açtılar her gün. “gök yüzünde bir tek güneş olur” dedi Sema yoldaş. Öyle bir güneştir ki, bütün sıcaklığıyla  enerjisiyle besledi gül bahçesindeki gülleri ışınlayarak.

Onlar nice göz yaşı dökmüş nice acılar yaşanmış nice eserler yaratmış bir halkın çocuklarıydı. Onlar artık yaşanılan acılar sonucu ağıt yakmayan, başkaldıran bir halkın çocuklarıydı. Ben de varım diyen, dillenen mücadele eden, bir halkın çocuklarıydı. Onlar başkan Apo’nun militanlarıydı. Dayatılır mıydı onsuzca bir yaşam, yok sayılıp inkar edilir miydi?

Mahir yoldaşı ve yanında şehit düşen  yoldaşlararı saygıyla anıyorbağlılıklarımızı yineliyorum.

Onlar, onurlu ve şerefli bir yaşam sahibi oldular.

Mücadele Arkadaşı